mehmet celâlettin avus | haziran-temmuz-ağustos 2009 | nisan-mayıs 2009 | mart*2009 | ocak-şubat*2009 | arşiv-2*2008 | arşiv-1*2008 | çizgili şiirler | çizgili fıkralar | cumhuriyet bulmaca | bendeniz cennet kuşu

mehmet celâlettin avus


00010mamutistanlogo.jpg

"ünsüz karikatürcü celâl, canı isterse yazar, istemezse çizer."

her-te10-1.gif

merhaba2.gif

102bantfumekalin.jpg

eşşek eti

e_eketi.jpg

102bantfumekalin.jpg

Keşan'da kaçak at mezbahası basıldı!

ka_ak_at.jpg

102bantfumekalin.jpg

gölge etme irecep

g_lge_etme.jpg

102bantfumekalin.jpg

moşe dayan

dayan_p205.jpg

102bantfumekalin.jpg

manşet

man_et10.jpg

102bantfumekalin.jpg

chp dün-bugün

baykalaoyyok.jpg

102bantfumekalin.jpg

bulmaca severlerin yeni adresi

her-te101111.gif

dscn1686.jpg

Sedat Yaşayan'ın Cumhuriyet gazetesinin Pazar ekindeki çapraz bulmacaları çözme meraklıları beş altı yıl önce bir bulmaca sözlüğü sitesinin forumunda buluşmuştuk.

O zamanlar az olan sayımız gün geçtikçe arttı. Bir süre sonra Cumhuriyet bulmaca kısaltması olan "cum-bul" adını aldık. Hüseyin Saraçoğlu'nun sanal ailemize katılmasıyla üyeler, gerçek fotoğraflarını avatar olarak kullanmaya başladı.

Akabinde bir çok sıcak buluşmalarımız oldu. Önemli tarihlerde, ilgili şehirlerde buluşuyorduk. Her cum-bul'cunun bulunduğu şehir bizim için buluşma yeri olabiliyordu. Şahsen bendeniz cennetkuşu "mamut" bulmaca tutkum sayesinde ülkemizin daha önce görmediğim şehirleri görme imkanına nail oldum. Ve güzel dostlarla tanıştım.

İlk sitemiz bir takım teknik ve insani sorunlardan dolayı akamete uğradı. Sonucunda "her boşluk doldurulur." gerçeği neticesinde mitoz bölünmeyle bir kaç ayrı site çıktı ortaya.

Hertelden site, ileri yaşına rağmen bütün toplantılarımıza katılma ve birleştirici bir yapıda olan babamız Necip Işıtman'ın oğlu Cüneyt'in kaptanlığında kurulmuş nezih bir site.

Ben de hem bir bulmacasever, hem de hasbelkader bir karikatürcü olarak, elimden geleni yapmaya çalışacağım.

Bulmacacı dostların, bu sitede arayacaklarını bulacağına inanıyorum. Pazar günleri Sedat Hoca'nın bulmacalarını beraberce çözmek ve diğer konularada bakarak hoş bir gün geçirme, aynı frekansta olduğunuz dostları tanıma imkanı olan bir site...

23 Mayıs 2010 İstanbul Yıldızhisar Tesisleri Buluşmamız.

y_ld_zhisar.jpg

102bantfumekalin.jpg

vizontele

vizontele3.jpg

102bantfumekalin.jpg

kılıçdar

k_l__dar.jpg

102bantfumekalin.jpg

komplo

komplo.jpg

102bantfumekalin.jpg

hotel komplo

hotel_komplo.jpg

102bantfumekalin.jpg

denizbank

denizbank.jpg

102bantfumekalin.jpg

ada ve kaset

adaya_kaset.jpg

102bantfumekalin.jpg

azrail

azrail.jpg

102bantfumekalin.jpg

aslan sosyal demokratlar

aslansosyal.jpg

102bantfumekalin.jpg

paranoya

paranoya1.jpg

http://blog.milliyet.com.tr/Paranoya/Blog/?BlogNo=237947

102bantfumekalin.jpg

anayasa değişikliği

anayasaoylama1.jpg

102bantfumekalin.jpg

küresel ısınma

kureselisinma.jpg

102bantfumekalin.jpg

kış hediyesi

odun_hediye.jpg

102bantfumekalin.jpg

kar teslim

kar_teslim.jpg

1bantf_me.jpg

ampullü yumurta

ampull__yumurta.jpg

1bantf_me.jpg

bayat yumurta

bayat_yumurta1.jpg

1bantf_me.jpg

çıplak piliç

copy_of_gen-chicken2_jpeg.jpg

Dostumuz Ali Gülcü'nün son yazısını okurken, gözüm köşe resmine takıldı. Çıplak piliç, bir anektot çağrıştırdı. Önce, Brejnev'in tavuğu diye aradım bulamadım. Sonra, Stalin'e çevirince anektot karşıma çıktı. Gerçek mi, uydurma mı? Bilmem.


Stalin'in Tavukları...( Alıntı-anonim)


Stalin bir gün etrafındaki devlet komuta kademesi üyeleri ile oturup sohbet edip votka çekerken yanındakilere soruyor; "Söyleyin bakalım halkın yönetime baş eğmesi, kayıtsız şartsız itaat etmesi için yöneticiler ne yapmalı, nasıl davranmalıdır?"

Her kafadan bir ses çıkıyor,kanundan nizamdan,idamdan,sehpadan,hak ve hukuktan, aş ve işten dem vuruluyor. Stalin dayanamıyor ve onlara "bekleyin beyinsizler" diyor;
Hemen hizmetçiyi çağırıp, "Çabuk bana canlı bir tavuk getirin..." diye emrediyor.

Aceleyle getirilen şaşkın tavuğu, zaten kafası iyice dumanlanmış Stalin alıyor ve adamlarının gözleri önünde tavuğun tüylerini tek tek canlı canlı yolmaya başlıyor.Tüm tüyleri yolunan tavuğu odanın ortasına salıveriyor ve "seyredin!" diyor Stalin.

Tüyleri yolunan zavallı tavuk bu azaptan kaçıp kurtulmak için aralıklık kapıdan dışarı canını atıyor ancak o da ne? Dışarısı buz gibi soğuk. Tavuk soğuktan tir tir titrer halde içeri dalıp doğru şömineye yaklaşıyor ama bu sefer de sırtı ateşin harından yanmaya başlıyor. Masanın altına giriyor, masanın ayakları sırtını incitiyor, duvar dibine sıkışmaya çalışıyor sıva çıkıntıları sırtını acıtıyor. Sonunda çaresiz, tüylerini yolan Stalin’in bacakları arasına sinip saklanmaya çalışıyor.

O zaman Stalin, cebinden bir avuç yem çıkarıp tüylerini yolduğu tavuğun önüne birer birer atmaya başlıyor. Yemlenen tavuk,o andan itibaren Stalin nereye yönelse onun peşinden ayrılmamaya başlıyor...

Ağızları bir karış açık kalan dostlarına bakıp, pos bıyıklarının altından gülerek şöyle diyor Stalin:

- Gördünüz mü? Halk dediğiniz topluluk bu tavuk gibidir; tüylerini yol ve serbest bırak, o zaman yönetmek kolay olur.


Not: Josef STALIN ( 1879/1953 )
Sovyetlerin Leninden sonraki lideri, 30 yılda aç halkı uzaya çıkarıp devleti Amerika’ya rakip hala getiren ancak biraz kanlı yöntemler kullandığı için haklı olarak pek sevilmeyen tarihin en acımasız diktatörlerinden biri...

1bantf_me.jpg

noel baba ve zam

noel_baba_zam.jpg

1bantf_me.jpg

noel baba grevde

noel_baba_grevde.jpg

1bantf_me.jpg

noel baba dağıtım

noel_baba_dagitim.jpg

1bantf_me.jpg

noel baba ve apo

noel_ve_apo.jpg

1bantf_me.jpg

noel buba

noel_buba.jpg

1bantf_me.jpg

noel babaya don

noeldon.jpg

1bantf_me.jpg

denemeler

denemeler.jpg

1bantf_me.jpg

açılım

a__l_m.jpg

1bantf_me.jpg

hıyar,yerli malı mı?

yerlihiyar.jpg

Yerli Malı Haftası başladı ya, bir blog yazmam üzerime vazifedir diye düşündüm.

İlkokuldayken öğretmenimiz hepimizin okula yerli malı getirmemizi isterdi. Annem de çantama anamur muzu, amasya elması, ankara armudu, yafa portakalı, mürdüm eriği gibi meyveler koyardı. Bir çocuğun annesi evden iki adet pırasa göndermişti.

Yazayım derken düşündüm; elimizde yerli malı ne kaldı? Epey düşündükten sonra aklıma hıyar geldi. İstanbul'da bile Çengelköy ve Langa hıyarı meşhur olduğuna göre, hiç olmazsa "Hıyar bizimdir" dedim.

Tam yazacaktıııım... Ta kii içime bir kurt düşene kadar! Hemen Google'ı açıp "hıyar çeşitleri maddesine bakma ihtiyacı hissettim.
Açtım baktım, madde aşağıdaki gibiydi. Üzüldüm, hıyarımız bile elden gitmiş, haberimiz yok!

***

"Hıyar çeşitleri (Google):

Sera yetiştiriciliğinde ilk kullanılan yerli hıyar çeşitleri Dere ve Çengelköy'dür. Çengelköy büyümesi orta kuvvette erkenci bir çeşittir. Meyve uzunluğu yaklaşık 20 cm. dir. Dere çeşidi düşük sıcaklıkta Çengelköy'e göre daha kuvvetli büyüyen yerli sera çeşididir. Meyve uzunluğu 1820 cm. kadardır. Bu yerli çeşitler dönümünden 810 ton ürün vermektedirler. 56 yıldan bu yana yerli çeşitlerin yerini yabancı kökenli, yüksek verimli partenokarp çeşitler almıştır.

Pandex F1 ve Pepinex F! Hibridler: Kuvvetli büyüyen, partenokarp, acılaşmayan verimli sera çeşitleridir. Meyve uzunluğu 3035 cm. olup, iç piyasada böyle uzun hıyarlar fazla tutunmamaktadırlar. Dönüme verimleri 1520 ton dolayındadır.

Maram F1 : iç pazar isteklerine uygun, ortalama 16 cm. uzunlukta, acılaşmayan partenokarp bir hibriddir. Düşük sıcaklıkta çok iyi büyüme gösterdiği için tek ürün ve ilkbahar yetiştiriciliği için çok uygundur. Dönümden 1520 ton kadar ürün alınabilmektedir. En uygun sera çeşididir.

Petita F1: Düşük sıcaklıklarda Meram’dan daha iyi gelişen iç pazar isteklerine uygun, acılaşmayan, partenokarp verimli bir çeşittir."

***

Durum budur.
Yabancı hıyara hayır, yeri hıyarımızı istiyoruz!

***

M.Celalettin Avus


Milliyet Blog/Yorumlar>>

1bantf_me.jpg

izleniyor muyuz?

cia.jpg

1bantf_me.jpg

açıkhava ısıtıcıları

a__khavaisitici.jpg

1bantf_me.jpg

sine-i millet

sinemillet.jpg

102bantfumekalin.jpg

mösyö nereye bakıyor?

Mösyö,nereye bakıyor?

Tahminen Paris'te, kalburüstü bir karı-koca, kalburustü bir sokaktaki kalburüstü bir antikacının camekanına bakıyorlar.
Madam, vitrinin tam ortasındaki tabloya dalmış. Mösyöye tablonun kritiğini yapıyor. Mösyö, kendi aleminde... Madamı duymuyor bile. Gözü yan duvardaki nü tablosunda! Tam karikatürlük bir fotoğraf.

***

Tabii ki bendeniz cennet kuşu, bu fotoğrafı görünce aynısını yapmayıp, memleketimize adapte ettim.
Fotoğraftaki mösyö, Maho oldu; madam da Kezban. Camekan ekmek fırını... Bütçe kırık. Açlık sınırı altında.

***

Fakat o da ne? Maho nereye bakıyor?

***

Bütün dünyada, mösyölerle maho'lar bazen eşit olabiliyor!

***

M.Celalettin Avus-Büyükada

m_sy_nereye_bak_yor.jpg

bu fotoğraf, zaten karikatürdür...

maho_nereye_bak_yor.jpg

bu da benim yorumum

Milliyet Blog/Yorumlar>>

102bantfumekalin.jpg

mustafa mumcu öldü

mumcu_veda.jpg

"Tabutta bir karikatürümü yapsana Celal" diye kaç kere ısrar etti.
"Yok ya, abi yapmam. Ölürsün falan benden bilirler!"

***

MSN de, telefonda çok makara sarardık. Espri anlayışımız uyuşuyordu.Bazen gülme krizine bile giriyorduk.

***

Sevgili Mumcu bugün sıkıntı dolu limandan ayrılacağı için istediği karikatürü yaptım.

***

Onurlu bir insandı. Allah rahmet eylesin.

***

mumcu'nun çilingir sofrası

izmir3eyl2008_007.jpg

Ben, hayatımda bu kadar onurlu bir insana çok az rastladım.
Bazı konularda sert ve tutucuydu. Ama gırgır ve yumuşak bir yürek taşıyordu. O organ onu terketti... Önce, bloglarla yorumlarla tanıştık. Sonra bu insanın çok değerli olduğunu hissettiğim için, evelki yaz Bodrum'daki evime giderken uçak seferimi İzmir'de 7-8 saat kalacak şekilde ayarladım. İzmir'de çok dostum var. Mümkün olanları görmek istiyordum. Açıkçası, ilk tanışma olduğu için Mumcu ile bir çayhanede oturup 1 saat kadar muhabbet etmeyi düşünüyordum.
***
Havaalanından taksiye bindiğimde Mumcu'yu aradım ve telefonu şoföre verdim. Mumcu şoföre talimatı verdi,beni karşılayacağını söyledi. Taksinin bıraktığı yerde indim. Mumcu yoktu. Biraz bekledim, buluşma noktasını görebileceğim yerde biletimi okeyletip tekrar yerime geldim. "Bu adam gelmez" gelmez dedim. Çantamda bir şey aramak için eğilmiştim. Omuzuma bir el dokundu, "mamut bey siz misiniz?"
***

"Bir pastanede oturalım" dediğim halde "olmaz, benim evde sana mangal yakacağım" dedi. Basmane'den Agora'daki evine gidene kadar selam vermediği hatır sormadığı adam kalmadı. Tavukçudan kanat aldı.Eski kâşane, yeni virane evine vardık. Kapısı zincirli ve asma kilitliydi. Açtı, girdik. Avludaki masaya oturduk. Bir taraftan mangalı yakarken, bir taraftan çayı demlemeye koydu. İzmir'deki bütün süremi Mumcu'nun avlusunda sohbetle geçirdim. "Agora Meyhanesi"ni okudu, hikayesini anlattı. Onları küçük kameramla video kaydettim. Bu kayıtları kendime saklayamam:

***


http://www.izlesene.com/video/amator-mustafa-mumcu/1297920

http://www.izlesene.com/video/amator-mustafa-mumcu/1297922

mumcu evi detay

mumcuevdetay.jpg

102bantfumekalin.jpg

kurban2009.1.jpg

102bantfumekalin.jpg

SGK dan ilaç yazdırmak!

sgk.jpg

7-8 Yıl önce, 25 yılı doldurup bağkur'dan faal emekli oldum. Maaştan bir miktar kesiyorlar. Bu gün SGK nın yeni uygulamasıyla müşerref oldum.

Her sabah aç karnına kullanmam gereken bir mide ilacı var. Ederi biraz fazla geliyor bana, şu an 22.56 TL. 28 kapsül.Yani 28 gün idare ediyor. Çoğunlukla eczaneden parasını verip alıyorum. İstanbul'da reçete yazdırmak için vereceğin yol parası ve vakit kaybı çok.

***

Büyükada ufak yer. Dün, hastane yakınında oturan Gülizar'a nüfus kâğıdımı verdim. Mide ilacının altına bir de ederi 7.07 TL. olan tansiyon ilacımı yazdım.

Bu gün Gülizar ilaçları getirdi. Eczane faturası şöyle:

İlaç toplam ederi: 29.63 TL.
Eczanenin peşin tahsili: 3.00 TL.(Muayene katılımı) + 5.75 (İlaç farkı)= 8.75 TL.
Maaştan kesilecek: 7.00 TL. (Muayene katılımı) + 2.97 (ilaç katılım) = 9.97 TL.
Toplam: 18.72 TL.

Eczanenin aldığı 8.75 TL. için Gülizar'a 20 papel verdim. "Bozuk yok mu abey?" dedi. "Yok" dedim, üstü kalsın.".

***

Böylece SGK hakkımı kullandım. Bu arada 1.98 TL. de KDV ödemişim. Allahtan ÖTV yazmamışlar.

20-30 liralık ilaç yazdırırken iki kere düşünün!. 10-15 lik ilaç yazdıracaksanız içeri girersiniz!

***

M.Celalettin Avus-Büyükada

102bantfumekalin.jpg

Balbay

balbaydarbe.jpg

102bantfumekalin.jpg

zürafa gribi

z_rafa_gribi.jpg

102bantfumekalin.jpg

su faturası

sufaturasi.jpg

102bantfumekalin.jpg

domuz gribi aşısı vatandaş tercihine kaldı

domuz_asisi.jpg

102bantfumekalin.jpg

kırmızı halı

k_rm_z__hal_.jpg

k_rm_z__hal_2.jpg

k_rm_z__hal_3.jpg

102bantfumekalin.jpg

yaya geçidi

yaya_ge_idi.jpg

102bantfumekalin.jpg

10 kasım

10kasimtimsah.jpg

102bantfumekalin.jpg

uyanık avcı

uyan_kavci.jpg

102bantfumekalin.jpg

kald_r_mlaryeserdi_001.jpg

Büyükada kaldırımları yeşerdi


Bir haftadır yağan sağanak iki gündür duruldu. Parke taşlı kaldırımların aralıklarında uyuyan tohumlar şaşırdı. Önce biraz tereddüt ettiler ama güneşin davetkar ışınlarına fazla dayanamadılar. Taşların aralıklarından kafalarını uzatıp etrafa bakındılar. Yazlıkçılar ve günlükçüler olmadığından, onları ezen de olmuyor.

***

10 gün önce 2 liralık buğday aldırdım. Önümdeki bahçedeki kuyunun üstüne her gün yarım bardak yem atıyorum. Güvercinler alıştı. Kargalar da geliyor. Onlara atacak bir şey bulamıyorum. Yalnız içlerinde biri var ki fotoğrafını çekemedim. Hep kaçıyor. Karga ama beyaz tüyleri var. Ya anası ya babası bir martı!

***

Bir sakam vardı, dün saldım. Önce çocukların bisikletine kondu. Sonra asmanın kütüğünde yarım saat tünedi durdu. Küçük salmamda iki tane de dişi kanaryam var. Saka piçi iyi öter. Bizim saka kof çıktı. Şimdi, erkek bir kanarya bulacağım. İlkbaharda yavru alacağım.

***

M.Celalettin Avus-Büyükada

Milliyet Blog/Yorumlar>>

kald_r_mlaryeserdi_005.jpg

kald_r_mlaryeserdi_0041.jpg

102bantfumekalin.jpg

Dumansız ve ısıtıcılı hava sahası

sigarayasaktabela.jpg

Dikkatinizi çekti mi? Kış geldi, TV lerde bangır bungur "açık hava ısıtıcı" reklamları başladı. Adamlar resmen alay ediyor ya hu! Önce, sigarasız "olmaz" mekanlarda sigarayı yasakla, sonra açıkhava sobası sat! Sizi gidi fırsatçılar!

Mekanın içi boş, herkes dışarıda. Açıkhava ısıtıcıları altında titreyerek sigarasını zevkle tellendiriyor.

Ne iyi be, ne şiş yansın, ne kebap! Vatandaştan, hem sigara kullandığı için dolaylı vergi al, hem işletmeden ekstra elektrik, bütangaz parası al. Bol vergili!

***

Buna hassas noktadan vurmak denir. Sigara tiryakileri zararını bile bile içiyor. Nerede içiyor? Barda, meyhanede, nargilecide.. Sigaradan zarar görmek istemeyenler buralara gitmesin. Örn. benim bildiğim bir sürü içkisiz, sigarasız mükemmel yerler var. Sadece fasulye satan bir zincir firma var. Kardeşim, ben oraya gidip fasulyemi yiyip sigara içmiyorum. Sen de sigara içildiği bilinen mekana bilerek git. Rahatsız olacaksan gitme.

***

Devlet sigara içmeyenlerin; ısıtıcı satıcıları, içenlerin sağlığını kolluyor.


1bantf_me.jpg

onun adı,che

che.jpg

Büyükada iskelesinden sola yürüyüp, meyhanelerin bittiği civarlarda siyah-beyaz, buldog kırması bir it görürseniz korkmayın,ısırmaz. O it benim itimdir.

***

Che, cins bir köpek."çe" diye çağırdığımda geliyor. Otur dersem oturup,çık dersem çıkıyor. Anlayışlı bir köpek.Cumartesi-pazar ziyaretçilerinin çocuklarıyla oynuyor. Hiç havlamıyor. Tahminen 5 yaşında.Kasap Rahmi, ona kemik gönderiyor. Bendeniz cennetkuşu'da suda haşlayıp biraz makarna koyup yalını yapıyorum.

***

Che'yi adaya bir yazlıkçı getirmiş. Evelki yaz sonu giderken bizim bakkal Hasan'a iki haftalığına emanet bırakmış. Gidiş o gidiş. Che'nin sahibi bir daha gelmemiş.Hasan, zoraki misafiri bana verdi. Beni rahatsız etmiyor ama uyurken horluyor. O sorunu da bir veteriner aracılığla çözeceğim.

***

Bakamayacağınız hayvanları satın almayın!

Milliyet Blog/Yorumlar>>

102bantfumekalin.jpg

top oynayan kedi mağazası

g_r_nt070.jpg



Muhabir arkadaşım bir mezbelelikten ayıklayıp küçük bir koliye doldurduğu kitapları gözden geçirmem için bana bıraktı.Eski kitaplar nasıl kokar?Bilen bilir.Bazılarımız sırf o kokuyu duymak için sahafları dolaşır.Koliyi açınca eski kitapların kokusu burnuma doldu.

Yırtık pırtık,kalın ince ,piyes,roman ve hikayeler vardı.Hiç birinin kapağı cicili bicili değildi.Hemen okumaya başlamak için acele ediyordum.

İçlerinden biri ismiyle bana göz kırptı :''Top Oynıyan Kedi Mağazası''.Her zaman yaptığım gibi elimle tartayım dedim,çok gramajlı değildi.Fakat, küçük puntoyla yazılmış yazarın,Balzac olduğunu görünce içinin pek te hafif olmayacağını anladım.

Okumadan önce kitabı evirip çevirip incelemeye devam ettim.Kitap M.E.B yayını .İkinci basılışı ve tarihi 1965.ÇEviren:Dr.Necdet BİNGÖL.''OYNIYAN'' mı,''OYNAYAN''mı ikilemine düştüm.Demek o zamanlar öyle imiş deyip,kafa yormadım.Orjinal adı:''La Maison du Chat-qui-pelote''.İkinci baskı 5000 adet basılmış .

Kitap 90 sayfalık uzun hikaye veya kısa roman.Balzac tasvirleriyle beni atmosfer içine soktu.Amcalarım ve babam Mahmutpaşa tezgahtarları olduğundan ortamı duyumsadım.Kitap 1829 da yazıldığı halde güncelliğini korumuş.Aşk,ızdırap,ticaret,asalet,sanat,zoraki uyum.Değişen birşey yok yani!

Vadideki güzel çiçekler,bulutlara yakın fırtınalı tepelere dikilirse yaşar mı?

102bantfumekalin.jpg

trakt_r2.jpg

kırmızı motor

Askerde, Bolu'lu mürettebatım onbaşı İsmail'e memleket hikayelerini anlattırırdım.

"Direktöre bindim,direktörden indim.." laflarını kullandığında,
ben kendi bildiğim "direktör" anlıyordum.
Anlatısını da bölmek istemiyordum.
Sonunda sordum:
"Bu nasıl direktör ulan, inip biniyon?"
İzah edince anladım ki, "direktör" dediği "traktör" müş!.
Bütün hikayelerinde "direktör" geçtiğinden, anladım ki
traktör onbaşımın hayatında çok önemli.

***

Denizcilikle uğraşan köylümüz, pancar motorlu kayığına "motor" der.
Karadaki köylümüz traktörüne "motor" der.
Tabi ki "motor" daha bir sürü manada kullanılır.

***

Dün, bir müzik sitesinde, "Kırmızı Motor" adlı bir türkü dinledim.
Anadolu gençlerinin rüyası eskiden buydu. Şimdi motorlarını İstanbul'da arıyorlar.

***

102bantfumekalin.jpg

dsc01963.jpg

Ada Beygirleri

Muhterem kardeşlerim,

Bildiğiniz gibi üç aydır Büyükada'dayım. Bu sene kiraladığım evin önü belediye çimenliği, önüde deniz. Üç aydır bu çimenlikten kimler geldi kimler geçti. Donlusu, donsuzu, haşemalısı, bikinilisi çimenlere yattılar, ara sıra denize girip serinlediler. Kimisi denize inilen merdivenin etrafından ayrılamadı, kimisi karşıdaki sarı dubaya kadar yüzüp geldi. Kimileride önümdeki çimenlikte mangal yakmak için bana sordu. Tabii ki bendeniz cennetkuşu böyle soruların muhatabı bir şahsiyet olmadığım için, soranları zabıtaya gönderdim.

***

Yazlıkçılar kışlıklarına döndü. Günübirlikçiler de artık hiç gelmiyor. Faytoncular beygirleri saldı çayıra mevlam kayıra. Üç aydır fayton çeken beygirler şimdi artık özgür. Hamutlarından kurtuldular. Her sabah benim evin önündeki çimenliğe gelip karınlarını doyuruyorlar, onbeş gün önce milletin güneşlendiği yerlerde yatıp, yuvarlanıyorlar. Bazı kısraklar taylarını da alıp geliyor. Yiyorlar, yatıyorlar ama geride naylon poşet, aliminyum kutu, pet şişe bırakmıyorlar.

Sadece bıraktıkları bir avuç gübre. O gübreyle de ağaçlar seneye şenlenmek için malzeme topluyorlar.

102bantfumekalin.jpg

204358.jpg

Şiir yasağı varken!

İki yıl öncesine kadar, MB de şiir yasağı vardı. Bendeniz cennetkuşu, yazımı şiir formunda yazdığımdan red edildi.
Halbuki ben sadece duygumun dökümünü o formda yazmıştım.

Buraya, çocukken yazdığı anahtarlı-kilitli şiir defterini nakledenleri ben de tasvip etmiyorum.
Fakat, günlük yorumumu edebi formatlardan herhangi biriyle yapabilmeliyim.
İki yıl geçtiği için rakamları değiştirdim. Çünkü bu arada cepten iki yıl daha harcadım. Bir aydır 56 ya giriş yaptım.


Ben, bu yazıyı, "blog" bölümüne alıyorum. Şiir mi, nesir mi? Editörüm karar verir.

***

Fazla vaktim, kalmadı!

56 geldi, 55 bitmiş!
İlkokul öğretmenim Bedia,
Bazı hareketlerine güldüğümden,
Özellikle çağırmış...
Babama, benim için
"Gevşek" demiş !

Hayat benle dalga geçti,
Ayıptır söylemesi,
Bende onu, birazcık ti'ye aldım.
Ama, her zaman
Çorbayı kaynatmaya
Ve dağıtmaya çalıştım...
Asil babamdan,
Şereften başka miras kalmadı...
Hayatı ise, 17 yaşında;
Ben, sırtıma aldım.

Çalıştım, çabaladım...
Hayatı yaşadım
Bu arada, doğru dürüst...
Karikatür çizemedim,
Resim yapamadım,
Yazı yazamadım,
Filim çeviremedim,
Düşünemedim !..

Artık,
Fazla vaktim kalmadı.
Yapamadıklarımı, yapmak,
Düşünen hayvan olmak istiyorum !

Benim de,
Şereften başka, bırakacak şeyim yok !
Olsa...
İyi mi olacak?
Bilmiyorum!

***

M.Celalettin Avus-Büyükada

şiiri dinle:

http://www.izlesene.com/video/amator-fazla-vaktim-kalmadi/1168509

102bantfumekalin.jpg


avatar.jpg

BENDENİZ CENNET KUŞU:

Kendi halinde yazar, çizer, çapraz bulmaca çözerim. İki yüzyıl, bir binyıl gördüm. En sevdiğim hoca, Nasrettin Hoca...
En sevmediğim amca Sam Amca'dır. Okumayı Tommiks'ten, 100 Türk Büyüğünü karamela kağıtlarından öğrendim.
En sevdiğim aktör Turist Ömer, şair Veli'nin Oğlu, kahramanım ise Don Kişot'tur. Mektebi liseden terk ettim.
Sanatın her türünden çakarım. BJK üyesiyim. Üç göbek Beşiktaş'lıyım. Müzik olarak; biraz"Esnaf Karısı Binnaz",
biraz incesaz, bazen de cazdan hoşlanırım. Neşelenirsem, darbuka çalarım. Konya yemeklerini severim,
kendim de güzel yemek yaparım. Kumarı, israfı sevmem. Meyhane muhabbetini severim ama içki içmem.
Mekanlarım; Kapalıçarşı, Köprü, Balıkpazarı, Çiçek Pazarı, Perşembe Pazarı, Çarşı, Boğaz, Beyoğlu v.b...
En sevdiğim renk bayrağımızın rengi, en sevdiğim insan, Atatürk'tür.
***
1954 te Beşiktaş'ta doğdum. Çocukluğum Fatih - Beşiktaş, gençliğim Şişli-Nişantaşı'da geçti.
27 yıl önce evlendiğimden beri Beşiktaş'ta ikâmet ediyorum. 21 ve 26 yaşında iki oğlum var. Görsel tasarımcıyım.
***
Gelenbevi Ortaokulundan sonra Şişli Lisesini terk ederek 17 yaşımda bir vitrin dekoratörünün yanına çırak girdim.
Askerliğimi Erzincan ve Trabzon'da tamamladım. Dönünce Osmanbey'de Detay Vitrin Donatım Merkezi'ni kurdum.
Daha sonra Dolapdere'ye taşındım. Halen aynı semtte satış mağazam ve atölyem var.
"2009 Yılbaşı Konsept Tasarım Yarışması" Collezione-Odakule mağaza tasarımımla birinci seçildim.
Nehar Tüblek- "2008 Nasrettin Hoca" ve "2009 Ekonomi" konulu karikatür yarışmalarına katıldım.
Derece alamadım fakat albümlerde yer aldım.
Yerel "Ada","Sancaktepe"," Kartal" gazetelerinde karikatürlerim, Milliyet Blog'ta yazılarım yayınlanıyor.

Milliyet Blog Sayfam

blogcu.jpg

Detay Sanat

5717134.jpg

101bantfume.ince.jpg

yaz işte bir şeyler; gönlünden,vijdanından,cigerinden ne koparsa

Ad,Soyad:

E-mail:

Web Adresi:

Mesaj:

Başa Dön

mamut@mamutistan.com